Finansal özgürlük nasıl kazanılır röportajı

Finansal özgürlük nasıl kazanılır röportajı

Finansal bağımsızlığı elde ederek erken emekli olmak. Kulağa çok güzel geliyor, değil mi ? Kısaca FIRE denen bu hareket Türkiye’de de giderek yayılıyor. Öyle ki, kişisel tasarruf ve yatırım hikayelerini anlatan çok sayıda Türkçe blog var artık. Bunlar arasında en başarılılarından biri “Pinti Değil Tutumluyum” sitesini yazan “Bay Tutumlu“ya ait. Ekonomik bilgisi ve detaylı analizleri ile çoğu yatırım meraklısının yakından takip ettiği bir kaynak haline geldi.

Kişisel tasarruflarından elde ettiği yatırımlarla 35 yaşında milyoner olan Bay KaptanKazanç’tan sonra (Maaşla çalışarak 35 yaşında nasıl milyoner oldum?) röportaj serimize Bay Tutumlu ile devam ediyoruz.

Finansal özgürlük nasıl kazanılır konusunda Bay Tutumlu ile kişisel tasarruf ve yatırım hikayesi üzerine harika bir röportaj yaptık, kendisine tekrar teşekkür ediyoruz.

Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Ben çalışma hayatında 20 yılı devirmiş bir bordro mahkumuyum. Beyaz yaka olarak tabir edilecek ofis işi yapıyorum. Ekonomi eğitimi aldım. Finans piyasaları olmasa da mesleğimi yapıyorum diyebilirim. Evliyim ve bir çocuk babasıyım.

Yatırım serüveniniz ne zaman, nasıl başladı?

Finans piyasalarına her zaman ilgi duymuştum. Ancak, aktif olarak yatırım yapma maceram 2011’de başladı. Süreci öğrenmek için hisse senedi piyasasında küçük meblağlarla işlem yapmaya başladım. Yaklaşık bir yıl kadar al-sat yaptım. İlk başlarda kazanır gibi olduysam da son aşamada yaptığım hatalı bir tercih birikmiş karı götürdü. Ama çalıştığım aracı kurum büyük bir ihtimalle benden memnundu.

Yıl sonuna doğru vadeli işlemler borsasında da işlem yapmaya başladım. Ancak, o maceram pek iyi gitmedi. Spekülasyon konusunda biraz fazla ileri gidince ciddi bir zarar ettim. Kaldıraçlı işlemlerden uzak durma konusunda pahalı bir ders aldım demek daha doğru olur sanırım.

Neyse, bu olaydan sonra 2018’e kadar da çok fazla işlem yapmadım. Bununla birlikte, çalışma hayatının rutinliği ve saçmalığı gitgide çekilmez hale geldi. Bu sırada FIRE hareketiyle tanıştım. İnternette gezinirken finansal bağımsızlığını kazanıp erken emekli olmuş kişilerin bloglarını keşfettim. Hızlı bir şekilde araştırdıktan ve yapılabilir olduğuna kanaat getirdim. Dolayısıyla yatırım konusuna ciddi olarak eğilmeye başladım. Motivasyonumu korumak ve öğrendiklerimi de paylaşmak için bir blog kurdum: pintideğiltutumluyum.com.

Yatırım yapmak mı yoksa para biriktirmek mi daha zor?

Güzel bir soru. Para biriktirebilmenin ilk koşulu asgari ihtiyaçlarınızı karşılamanın ötesinde bir maaşa sahip olmak diye düşünüyorum. Yani ailenizden size bahşedilen bir servet yoksa. Benim özelimde yok. Hemen herşeyi çalışarak ve biriktirerek elde ettim.

İşe ilk başladığımda ablam bir takım elbise hediye etmişti. Bir ev kiralayıp bitpazarından öğrenci işi mobilya ve ikinci el beyaz eşya almıştım. Artıya geçmem altı ayı bulmuştu.

Bununla birlikte, aldığım maaş her zaman Türkiye ortalamasının biraz üzerinde oldu. Ancak, ilk başlarda bunun önemini pek anlayamadım. Para biriktirdim ama tasarrufumu yatırıma aktarmayı beceremedim. Örneğin, gittim krediyle oldukça pahalı bir araba aldım. Gençtim. Gezip tozmak istedim. Önümde uzun yıllar vardı. İleride ‘yaşlanınca’ nasılsa para biriktirirdim.

Ancak, deneyim artınca bazı şeylerin farkına varıyorsunuz. En sonunda hayatın sillesini yedikten sonra tasarruf ve yatırımın önemini anladım. Böyle bir bilinciniz yoksa para biriktirmek zor bir iş.

Tüm kapitalist sistem sizi para harcatmaya yöneltiyor. Farkındalığınızın ve iradenizin kuvvetli olması lazım.

Diğer yandan yatırım yapmak da bilgi ve beceri istiyor. Bende teorik bilgi her zaman vardı. Ancak, bilgi tek başına yeterli değil. Pratik düzeyde nasıl yapacağınızı da bilmeniz gerekiyor. Bu beceriyi de ancak zaman içinde yaparak öğrenebilirsiniz.

Bu anlamda ne kadar erken başlarsanız o kadar iyi olur.

Türkiye’de maaşlı çalışan biri para biriktirip yatırım yaparak çalışmama özgürlüğüne gerçekten de ulaşabilir mi?

Bu soruyu bende kendime defalarca sordum. Dürüst olmak gerekirse yukarıda da belirttiğim gibi bu tamamen sizin harcanabilir gelir düzeyinize bağlı.

Eğer barınma ve yemek gibi asgari ihtiyaçlarınızı dahi karşılamakta zorluk çekiyorsanız para biriktirerek finansal özgürlüğe ulaşmanız pek gerçekçi değil. Onun yerine gelirinizi artırmaya odaklanmanız daha doğru bir strateji olacaktır.

Maalesef, ülkemizdeki durum belli. Ortalama gelir düzeyi de dünya ortalamasının altında. Üstelik, zamanını ve emeğini satan çalışan kesimin büyük bir kısmı asgari ücrete çalışıyor. Dolayısıyla, maaşından tasarruf ederek çalışmama özgürlüğüne ulaşabilecek kişi sayısı ufak bir azınlığına tekabül ediyor. Ama şunu da söylemem lazım. Finansal özgürlüğe ulaşmanın tek yolu bu değil. Zaman içerisinde gelir düzeyinizi artırmanız mümkün. Ticarete atılmanız mümkün. Gelişmiş bir ülkeye göç etmeniz de mümkün. Kolay değil ama mümkün.

Bugüne kadar yaptığınız en iyi yatırımınız?

Okumak ve öğrenmek. Bana göre bir insanın kendine yapabileceği en iyi yatırım bu. Özellikle, yabancı dil ile bunu yapmak lazım.

Günümüzde, muazzam bir bilgi birikimine internetten kolayca ulaşabiliyorsunuz. Ama bu bilginin büyük bir kısmı İngilizce. Dolayısıyla, İngilizce’ye hakim olmak ufkunuzu muazzam derecede geliştiriyor.

Gençlere tavsiyem ilgilendiğiniz alanda iyi bir eğitim alın. Mutlaka İngilizceyi öğrenin. Öğrenin derken gramer kurallarını ezberlemeyi kastetmiyorum. Konuşmaya odaklanın. Bırakın grameriniz hatalı olsun. Bir yabancı dili konuşamıyorsanız bilmiyorsunuz demektir. Ayrıca, matematikle aranız iyiyse mutlaka bir yazılım dili de öğrenin.

En kötüsü?

Hangi birini sayayım bilemiyorum. Buradan bakınca finansal açıdan felaket sayılabilecek bir sürü karar verdim.

Mesela, işe başladıktan sonra borçla pahalı bir araba aldığımı söylemiştim.Al-sat yapıp vaktimi boşa harcadım. Ciddi zararla sonuçlanan kaldıraçlı işlemlerle spekülasyon yaptım. Daha önemlisi fazla risk alıp iş değiştirmemenin de fırsat maliyeti çok büyük oldu bana. Ama bir insanın hayatındaki en önemli kararı eş seçimi. Finansal açıdan da bu böyle. Özel hayatınızda sorun yaşar ve ayrılık yaşarsanız finansal açıdan da yıkım yaşarsınız.

Şimdiki haliniz zaman yolculuğu yapıp üniversiteden yeni mezun olduğunuz güne dönse. Kendinize tasarruf, yatırım ve çalışma konusunda hangi öğütleri verirdiniz?

Bugün üniversiteden yeni mezun olsam yapacağım ilk iş İngilizce’ye tam hakim olmak ve ufkumu genişletmek için yurtdışında en az iki-üç yıl yaşamak olurdu. Bunun için ABD, Kanada, İngiltere gibi bir ülkede yüksek lisans veya dil kursuna giderdim. Part time çalışırdım.

Eş zamanlı olarak uluslararası geçerliliği olan bilgi ve beceriler edinmeye bakardım. Örneğin finans alanında yüksek lisans yaparken, CFA (Certified Financial Analyst) belgesi de almayı hedeflerdim.

Ayrıca, finansal alanda büyük ölçüde kullanılan Python gibi bir yazılım dili öğrenirdim. Finansal ekonometri kapsamında Stata, R gibi istatistik programlarını kullanmayı da öğrenmek şart tabi.

Bu becerileri kazandıktan sonra gelişmiş bir ülkede orta/yüksek gelirli bir iş bulmaya çalışırdım. Zira, bunu başarabilirseniz Türkiye’de 10 yılda kazanacağınız parayı yurtdışında ilk yılınızda kazanabilirsiniz. Bu aşamadan sonra iyi bir tasarruf oranı tutturur ve bir 10 yıl çalışırdım. Tasarruflarımı ise şimdi de yaptığım gibi iyi çeşitlendirilmiş S&P 500 endeksini pasif şekilde takip eden düşük maliyetli borsa yatırım fonlarına (ETF) yatırırdım.

Çalışma hayatını bırakmaya karar verirsem ne yapardım? Muhtemelen dünyayı gezerdim. Beğendiğim ülkelerde uzun süreli kalır yaşardım. Yaşlılığımı düşünerek sigorta niyetine Türkiye’den de iklimi ve insanları güzel bir yerden bahçeli bir ev alırdım.

En sevdiğiniz yatırım aracı hangisi? Neden?

Düşük maliyetli pasif yönetilen borsa yatırım fonlarını seviyorum. Tek bir işlemle küresel piyasalarda işlem gören 42 binden fazla şirkete ortak olabilirsiniz. Yine tek bir işlemle düzinelerce ülkenin tahvillerine yatırım yapabilirsiniz.

Böyle bir imkân, kişisel finans alanında bir devrim. Benim yatırım anlayışım Modern Portföy Teorisi’ne dayanıyor. Teoriye göre iyi çeşitlendirilmiş bir portföyle sistemik olmayan riski ortadan kaldırabiliyorsunuz.

Geriye piyasa riski kalıyor. Aldığınız piyasa riski kapsamında güzel bir getiri elde etme imkânınız var uzun vadede. Ayrıca, büyük küresel krizlerde ciddi düşüşler olsa da uzun vadede paranızın sıfırlanma olasılığı neredeyse yok. Yani aynı anda yüzlerce ya da binlerce şirketin batma olasılığı nedir ki?

Belirsizliklerin yüksek olduğu bir yerde sizce ideal yatırım neleri içermeli?

Modern Portföy Teorisi çeşitlendirme esastır diyor. Yatırım yapabileceğiniz şeyler de zaten pratikte sınırlı: hisse senedi, tahvil, gayrimenkul ve değerli metaller (altın).

Tasarruflarınızı risk iştahınıza göre bu kalemlere yatırırsanız uzun vadede bence üzülmezsiniz. Basit düşünmek bana göre her zaman iyidir. Warren Buffet olmaya veya egzotik kaldıraçlı türev yatırım araçlarına yönelmeye falan gerek yok.

Yatırım stratejiniz ne? Neden?

Yukarıda anlattım biraz. Hisse seçmekle uğraşmıyorum. Düşük maliyetli pasif yönetilen borsa yatırım fonlarına yatırım yapıyorum. Borsa İstanbul dışında Türk Lirası cinsinden yatırım yapmıyorum.

%70 enflasyonun olduğu bir ülkede Türk Lirası ile uzun vadeli yatırım yapılamayacağını düşünüyorum. Bu yüzden ABD doları cinsinden varlıklara yatırım yapıyorum.

Coğrafi olarak da yatırımlarımın büyük bir kısmını yurtdışı piyasalara yapmak ana stratejim. Ayrıca, piyasa fiyatlarından ziyade kontrol edebileceğim değişkenlere odaklanıyorum. Yani işlem maliyetleri ve vergi giderlerini minimize etmeye…

Türkiye’de bireysel yatırımcı olmanın en zor yanları neler?

Öncelikle küresel piyasalara erişim sınırlı maalesef. Gerçi son yıllarda bu konuda bir iyileşme oldu. İngilizce bilmeyenler için de aracı kurum alternatifleri ortaya çıkmaya başladı.

İkinci olarak, Türkiye’deki vergi sistemi yatırımcı açısından bir felaket. Mevzuat çok karmaşık ve nasıl uygulanacağı açık ve net değil. Mevzuatı sözde uygulayacak olan idari kurumlar bile ne yapacaklarını çoğu zaman bilmiyorlar.

Yurtiçi sermaye piyasalar özelinde ise ülkede makro-ekonomik istikrarın olmaması en büyük sorun. 40 küsur yıllık hayatımda enflasyonu ekonomik kriz zamanları dışında ciddiye alan bir siyasi iktidar neredeyse hiç görmedim. Böyle bir ortamda Türk Lirası bazında uzun vadeli finansal yatırım yapmak çok zor. Bu yüzden finansal okur-yazarlığı kısıtlı olan insanlar haklı olarak fiziki altına, dövize veya gayrimenkule yöneliyorlar…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.
You need to agree with the terms to proceed